23 yaşında biçok ülke gezmiş şu anda da gurbet ellerde yaşayan ve hayatının her günü mutlak bir ekşınla geçen biri olarak şunu söyleyebilirim bazen can sıkıcı olabilirim. ''Ya kızım zaten bizim canımız sıkılıyor bi de sen başlama beööö ! demeyin. Her zaman da değil.
Ben bloğu niye mi açtım : Ergenlik dönemime kadar günlük tutuyordum. En çok sevdiğim şeydi günlük tutmak. Yazar yazar dururdum her gece uyumadan önce . O zamanlar da okulun en mal çocuğuna aşığım tabi ne akla hizmetse yazıyorum da yazıyorum. Lan ben ki çılgın, yerinde duramayan , sosyal , okulun en popüler kızlarından biriyim , gittim gözlüklü, çalışkan , gömleğinin düğmelerini gözüne kadar ilikleyen sünepe bi çocuğa aşık oldum. Neyse bu konuyu bilahare anlatırım... Efendime söyleyeyim bir gece odamdayım ders çalışıyorum. Odam dediysem zaten iki odamız vardı, işte yatak odası , çocuk odası filan hepsi karışık. İşte bi şöyle salona gideyim dedim . Bize de halamgil ve onun hiç sevmeğim malgilli kızı gelmiş. ''Ben blue çağı denilen çağdaymışım, ne olduğunu bilmiyorum ama böyle asi ve hırçın oluyormuşsun.'' babam açmış benim günlüğü güle güle okuyor bunların önünde. Ayy ben delir tabi! O gün yazmayı bıraktım. Topladım bütün günlükleri sakladım evin odunluğunda gizli bi yere. Benim bu evlat yetiştirmek konusunda bilinçsiz ailemden çok çekmişliğim var a dostlar!
İşte gel zaman git zaman , takip ediyorum tabi bloggerları..İçimde de hep yeniden bi yazma isteği ama ya birileri bulur yine okursa diye. Sonra dedim yahu elbet biri gizlice okuyacak madem öyle sen de halka aç.
Aman ne konuştum be ilk günden ! Dur dur daha neler anlatcam size. İpek Ongun'un Bir Genç Kızın Gizli Defteri'ni yeniden yaşatma politikasını izliyorum.
Hadi selametle.


0 yorum:
Yorum Gönder